"BEKLENEN MEHDİ" BİR İKTİBAS 5) Kadınlar ve Çocukların Dahi Katledileceği Fitnelerin Yaşanması Hz. Mehdi'nin çıkışı öncesinde yaşanan fitne ortamında kadınlar, çocuklar, yaşlılar dahi katledilecek, zavallı masum insanlar öldürülecektir: Bu vakada bir kadının öldürülmesi,
bir kırbacın sallanması kadar kolaydır. Bu olay Medine'den
yirmi dört mil kadar yayılır. Sonra Hz. Mehdi'ye biat edilir. (Ali
Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler
- Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 34)
6) Hz. Mehdi Yolların Kesildiği Bir Dönemde Çıkacaktır Günümüzde dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan çatışmalar, anarşi ve terör nedeniyle ulaşım yolları kesilmekte, insanlar bir yerden bir yere huzur ve güvenlik içinde yolculuk edememektedir. Hadislerde bu durumun, Hz. Mehdi'nin ortaya çıkış alametlerinden biri olduğu haber verilmektedir. Ticaret ve yolların kesildiği ve fitnelerin çoğaldığı zaman... (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil
Mehdiyy-il Muntazar, sf. 39-40) 7) Müslümanlara Baskının Artması Hadislerde ahir zamanda Müslüman toplulukların sıkıntılı günler geçireceği bildirilmektedir. Bu dönemde Müslümanları hedef alan çatışmalar, savaşlar, haksızlık ve adaletsizlikler meydana gelecektir. Günümüzde ve yakın geçmişte İslam dünyasının çeşitli bölgelerinde yaşanan çatışmalar ve kargaşa ortamı, bazı Müslüman ülkelerdeki diktatör yöneticilerin neden olduğu zulümler, hadislerde haber verilen olayların gerçekleşmeye başladığını gösteren delillerdendir. Rüku ve secdeye giden herkesi
cezalandırır. Zulüm, fesad ve fısk çıkarır. Alim ve zahidleri
katleder, pek çok şehri de işgal eder. Kan akıtmayı helal kılarak, Al-i Muhammed'e düşman kesilir... (Ali Bin Hüsameddin El
Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler - Ahir Zaman
Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 37) 8) Mescid ve Camilerin Yıkılması Süfyani kuru bir vadiden çıkar. Kelp kabilesinden abus çehreli, sert kalpli adamlardan bir ordu düzenler ve bunlar her tarafa zulmederler. O, medrese ve mescidleri yıkar, rüku ve secdeye giden herkesi cezalandırır. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler - Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 35)
Günümüzde fuhuş, kumar, içki, faiz, rüşvet gibi birçok fiil, haram olmalarına rağmen halkın büyük bir çoğunluğu tarafından ve giderek artan bir oranda işlenmektedir. Üstelik bu haramları işleyenler övülmekte ve teşvik edilmekte, işlemeyenler ise yerilmekte ve aşağılanmaktadır. Yapılan istatistikler ise bu konudaki sayının giderek arttığını göstermektedir. Son birkaç on yıl içinde son derece yaygın bir hale gelmiş bu sınır tanımayan, helali, haramı umursamayan, her türlü azgınlığı mubah sayan yaşam tarzı hadislerde tarif edilen ortamı çok açık bir şekilde yansıtmaktadır. Mehdi'nin çıkış habercisi olan bu karanlık ortam hadislerde şöyle tarif edilir:
10) Allah'ın Açıkça İnkar Edilmesi
11) İran-Irak Savaşı Ahir zamanda meydana gelecek önemli bir savaş hadiste şöyle haber verilir:
Şevval ayında ayaklanma... İran Şah'ına karşı olan ilk ayaklanma bilindiği gibi hadiste belirtilen 5 Şevval 1398 (8 Eylül 1976)'de olmuştur. Zilkade'de harp konuşmaları ve Zilhicce'de ise harp vaki olacak... Hicri 1400 Zilhicce (1980 Ekim) ayında İran-Irak arasındaki savaş tam anlamıyla başlamıştı.
Bir başka hadiste de bu savaşın ayrıntıları şöyle tarif edilir: - Faris yönünden gelecek olan : İran tarafından gelecek olan - Faris: İran - İranlı (Büyük Lugat) - Yazıya inecekler: Ovalık-Irak Ovası - Mutık: Yöredeki bir dağın adı. - Rakabe: Petrol kuyularının çok olduğu bölgedir.
"Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır..." Hadisin bu bölümünde iki taraf arasında, ırkçılıktan kaynaklanan bir anlaşmazlığın olacağına dikkat çekiliyor. Bu anlaşmazlık sebebiyle, "Yazı"ya inilecek ve savaş başlayacak. (Yazı: Irak ovası) Allah, her iki ordudan zaferi kaldıracak... Bu hadisin de işaret ettiği gibi, İran-Irak savaşı 8 yıl sürmüş ve binlerce kayıp verilmesine rağmen bir netice alınamamıştır. İki taraf da kesin bir üstünlük sağlayamamıştır.
Talikan'a yazık oldu... Hadiste Afganistan'ın Mehdi zamanında işgal edileceğine işaret olabilir. Gerçekten de Rusların Afganistan'ı işgali olan 1979 yılı hicri 1400 yılına, diğer bir ifadeyle hicri 14. yüzyılın başlangıcına denk gelmektedir. Bilindiği gibi hadislerde Mehdi'nin yüzyıl başlarında çıkacağı haber verilmiştir. Mehdi'yle ilgili diğer pek çok alametin de hicri 1400 ve hicri 14. yy başlarına denk gelmesi bu tarihlerin Mehdi'nin çıkışı hakkında önemli bir işaret taşıdığını göstermektedir.
Orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır... Rivayetin bu bölümünde Afganistan'ın maddi zenginlik kaynaklarına dikkat çekiliyor olabilir. Bugün Afganistan'da çeşitli sebeplerle işletilmeye açılmamış büyük petrol yatakları, demir havzaları ve kömür madenleri tespit edilmiştir.
13) Çöle Batan Ordu Hz. Mehdi'nin Çıkış Alametlerindendir Ancak bu ordu çöle girdiğinde, Zulhüleyfe denilen yerde öylesine toprağa gömülecektir ki, onların üstte olanları alttakileri, altta olanların üsttekileri kıyamete kadar göremeyeceklerdir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 21)
Fırat nehrinin suyunun kesilip durdurulması da Mehdi'nin çıkış alametlerindendir:
Bu hadisenin ayrıntılarıyla ilgili diğer hadislerde de önemli bilgiler verilmektedir:
Görüldüğü gibi Mehdi'nin çıkışının önemli bir alameti olan Fırat nehrinin suyunun durdurulması ve altın değerinde bir hazinenin ortaya çıkması pek çok büyük hadis kitabında yer almaktadır. Şimdi hadislerde geçen önemli ifadeleri inceleyelim:
(1) Fırat nehrinin suyunun çekilip... Suyuti hazretlerinin kitabında bu hadis "suyun durdurulması" olarak geçmektedir. Gerçekten de Keban Barajı, Fırat Nehrinin suyunu durdurdu, kesti.
(2) "Altın"dan bir dağ meydana çıkmadıkça... Yapılan baraj sayesinde; elektriğin üretilmesi, toplanan suyun arazide kullanılarak toprağın veriminin artması ve ulaşım kolaylığının sağlanması gibi sebeplerle, buradaki topraklar "altın" gibi kıymetli hale gelmiştir.
Yukarıdaki şematik çizimde de görüldüğü gibi baraj, betondan dev bir dağı andırmaktadır. Bu barajdan (hadis-i şerifteki benzetmeye göre dağdan) altın değerinde servet dökülmektedir. Dolayısıyla baraj "altın bir dağ" hususiyetini kazanmaktadır. (En doğrusunu Allah bilir)
(3) Bu hazine üzerinde kıtal (*) vukua gelir *Kıtal: Birçok kişinin ölümüne sebep olan kavga Bölgede halen devam eden yaygın anarşi ve kıtal sebebi ile oradan toprak alan, o bölgedeki anarşinin zararına uğrayabilir. Hadisteki ifadeyle ya ölür ya da öldürülür.
Yukarıdaki rivayetlerde dikkati çeken en önemli nokta Ramazan ayının ortasında hem güneş tutulmasının, hem de bir ay içinde "Ay"ın ve "Güneş"in iki kere tutulmasının imkansız olduğunun fark edilmesidir. Bu, normal şartlarda gerçekleşmeyecek bir durumdur. Oysa diğer ahir zaman alametlerinin çoğu insanın anlayabileceği, sebepler dairesi içinde gerçekleşebilecek olaylardır. Eğer bu hadislerde tarif edilen olaylar dikkatle incelenirse, rivayetler arasında çeşitli farklılıklar olduğu göze çarpar. Yukarıdaki 1, 2 ve 3. rivayetlerde ay, Ramazan'ın birinci günü, 4. rivayette ise sonuncu günü tutulacaktır. Böyle bir durumda yapılacak en doğru şey, aynı olaya bakan farklı rivayetlerin ittifak ettikleri ortak yönleri tespit etmek olacaktır. Buna göre, yukarıdaki hadis rivayetlerinin toplamından çıkan ortak sonuçlar şunlardır: 1. Ramazan ayında Ay ve Güneş tutulmaları olacaktır. 2. Bu tutulmalar ortalı, yani 14-15 gün arayla olacaktır. 3. Bu tutulmalar iki kere tekrarlanacaktır.
Bu tespitlere uygun olarak, 1981 yılında (Hicri-1401'de) Ramazan ayının 15. günü Ay, 29. günü de Güneş tutulmuştur. Yine "ikinci olarak", 1982 yılında (Hicri-1402'de) Ramazan ayının 14. günü Ay, 28. günü de Güneş tutulmuştur. Ayrıca bu hadisede "Ay"ın Ramazan'ın tam ortasında DOLUNAY halinde tutulması ve dikkatleri çekecek bir alamet olarak belirmesi de son derece anlamlıdır. Bu olayların Hz. Mehdi'nin diğer çıkış alametleriyle aynı dönemde meydana gelmesi ve hicri 14. yüzyıl başlarında, üst üste iki yıl (1401-1402) mucizevi bir tarzda tekrarlanması rivayetlerin işaretinin bu olaylar olabileceğini kuvvetlendirmektedir.
Hadislerde belirtildiği gibi: - 1986 yılında (hicri 1406'da) yani 14. yüzyıl başlarında "Halley" kuyruklu yıldızı dünyamızın yakınından geçmiştir. Bu kuyruklu yıldız parlak, ışıklı bir yıldızdır. - Hareket yönü doğudan batıya doğrudur. - 1981 ve 1982 (1401-1402) yıllarında meydana gelen ay ve güneş tutulmaları olayından sonra ortaya çıkmıştır. Bu yıldızın doğuşunun Hz. Mehdi'nin diğer çıkış alametleri ile aynı zamanda meydana gelmesi, Halley kuyruklu yıldızının hadiste işaret edilen yıldız olduğunu doğrular niteliktedir.
Başka bir hadis-i şerifte de Mehdi'nin alametlerinden olan kuyruklu yıldız hakkında şu bilgiler verilmiştir:
Tarih boyunca bu kuyruklu yıldızın geçtiği zamanlarda Müslümanlar açısından çok önemli hatta dönüm noktası sayılabilecek hadiseler meydana gelmiştir. Bunlardan bir kısmı Peygamberimiz'den aktarılan rivayetlerde de bildirilmiştir. Bu rivayetlere göre bu yıldız göründüğünde;
Halley Kuyruklu Yıldızı Hakkında Bazı İlginç Rakamlar Halley kuyruklu yıldızı ile ilgili bazı sayıların "19" sayısının tam katları olması oldukça dikkat çekicidir: Halley Kuyruklu Yıldızı 76 yılda bir geçiyor 76 = 19 x 4 Bu yıldız en son Hicri 1406'da görüldü 1406 = 19 x 74
Bilindiği gibi Kuran'ın Müddessir suresinin (74. sure) 30. ayetinde "19" sayısının müminler için bir rahmet, inkar edenler için ise bir fitne vesilesi olduğu bildirilmektedir. Halley kuyruklu yıldızının 19 ile olan bu mucizevi bağlantısı da, kafirler üzerine bir fitne, müminlere ise bir rahmet müjdelediğine işaret ediyor olabilir. Müddessir Suresi'nin 1. ve 2. ayetlerinde Hz. Muhammed'e "EY ÖRTÜNEN! KALK ve KORKUT" buyurulmaktadır. Bu, ayetlerin açık anlamıdır. Fakat bu ayetlerin ahir zamana yönelik ikinci bir örtülü, gizli bir işaretleri de bulunabilir. Belki de "EY GİZLENEN" denilerek Resulullah efendimizin soyundan gelecek olan ve Hicri 1406'da çıkış alametlerinden biri (Kuyruklu Yıldızın doğuşu hadisesi) belirecek olan Mehdi'ye işaret ediliyor olabilir.
74- Müddessir Suresi 1. Ey örtüsüne bürünen 2. Kalk ve korkut (uyar) Müddessir: örtünen-bürünen-gizlenen demektir. - Bir başka büyük mucize ve işaret ise Halley yıldızının 1986 (hicri 1406)' daki geçişinin, Hz. Muhammed'in peygamberlikle vazifelendirildiği MS. 607'den bu yana 19. GEÇİŞİ olmasıdır.
17) Kabe Baskını ve Kabe'de Kan Akıtılması Yukarıdaki hadislerde "onun çıkacağı yıl" cümlesi kullanılarak, Mehdi'nin çıkış tarihinde Hac sırasında meydana gelecek bir katliama dikkat çekilmektedir. 1979 yılında, hac sırasında gerçekleşen Kabe baskınında aynen böyle bir katliam yaşanmıştır. Çok ilginçtir bu kanlı Kabe baskını da Mehdi'nin diğer alametlerinin gerçekleştiği dönemin tam başında yani hicri 1400 yılının ilk gününde, 1 Muharrem 1400 (21 Kasım 1979) tarihinde meydana gelmiştir.
Yine hadis-i şerifte kanların akacağından bahsedilerek öldürme olayına dikkat çekilmiştir. Baskın sırasında Suud askerleri ile saldırgan militanlar arasında meydana gelen çarpışmada 30 kişinin öldürülmesi, bu rivayetin kalan kısmını da doğrulamıştır.
1979 (hicri 1400)'da gerçekleşen bu Kabe baskınının ardından 7 sene sonra hicri 1407 yılında, Hac sırasında çok daha büyük kanlı bir olay meydana gelmiştir. Bu hadisede caddelerde gösteri yapan hacılara saldırılarak 402 kişi katledilmiş, çok fazla kan akıtılmıştır. Beyt-ül Muazzama'nın yanında, Müslümanların (Suudi Arabistan askerleri ile İran'lı Hacıların) birbirlerini öldürmeleri ile büyük günahlar işlenmiş, haram girilmiştir. Bu kanlı olaylar, ilgili hadislerde tarif edilen ortamla çok büyük benzerlikler taşımaktadır:
Beyt-ül Muazzama'nın yanında büyük günahlar işlenir. Yukarıdaki hadiste, Beyt-ül Muazzama'nın (Kabe'nin) içinde değil, yanında çıkacak olaylara dikkat çekilmektedir. 1407 yılının Zilhicce ayında (Hac mevsiminde) meydana gelen olaylar da ilkinden farklı olarak Kabe'nin içinde değil, yanında gerçekleşmiştir. En başta anlattığımız olay ise 1 Muharrem 1400'de Beyt-ül Muazzama'nın (Kabe'nin) bizzat içerisinde olmuştu. Her iki hadise de rivayetlerin işaretine uygun bir şekilde gerçekleşmiştir.
Kabe'de kan akıtılması, hacıların katledilmesi gibi, hadislerde haber verilen böyle önemli iki büyük hadisenin Mehdi hakkında bildirilen tüm alametlerin çıktığı dönemde birbiri ardına gerçekleşmesinin bir rastlantı olması oldukça zor gözükmektedir. Hadislerde geçen ifadeleri incelediğimizde de aynı dönemle ilgili önemli olaylara işaretler bulunduğu görülecektir:
Hadislerde, bu savaş ve çatışmalardan, hacıların öldürülmesi konusu ile birlikte bahsedilmesi söz konusu olayların aynı zaman diliminde meydana geleceklerini göstermektedir. Aynı dönem, İran-Irak savaşının çıktığı, Türkiye'nin güney doğusunda, Ortadoğu ülkelerinde çatışma ve karışıklıkların en yoğun yaşandığı bir dönemdi.
Yine aynı zamanlarda Basra Körfezin'deki gerginliğe, İran-Amerika arasındaki gerginleşme ve savaş durumuna dikkat çekilmiş olabilir. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Yazar Hakkında - Diğer Siteler TÜRKÇE KURAN-I KERİM - BİZE DESTEK OLUN - HADİS KÖŞESİ
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||