|
Her Yerde Kargaşaya Sebep
Olan Fitneler
Yukarıdaki hadislerde, dünyaya sürekli
olarak yayılan ve uzun süreler devam eden
bir fitneden söz edilmektedir. "Fitne" kelimesi
ise daha önce belirtildiği gibi "savaş,
karışıklık, kavga, ihtilaf" gibi anlamlara
da gelmektedir. Kelimenin bu anlamları düşünüldüğünde
özellikle son bir asırdır, hadiste de ifade
edildiği gibi arka arkaya hiç bitmeden süren
savaşlar, iç çatışmalar, kargaşa olayları
dünyanın dört bir yanında bitip tükenmeden
devam etmektedir. Özellikle geride bıraktığımız
20. yüzyıl "Savaşlar Yüzyılı" olarak anılmaktadır.
İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda yine savaşlar
ve terör olayları ile başlamıştır ve halen
de bunlar dünyanın dört bir yanında devam
etmektedir.
  |
Cumhuriyet,
16 Temmuz 2001, "Dünya
ateş ve gözyaşına boğuldu"
Zaman, 4 Ekim 2002, "191
milyon kişi savaşlarda öldü"
Cumhuriyet, 3 Ocak 2000, "Savaşla
başladı, savaşla bitti"
Milli Gazete, 22 Aralık 2000,
"Umutlar Yeni Asra"
|
|
20. yüzyıl savaşlarında
yaklaşık 180 milyon insan hayatını kaybetti.
İnsanlık tarihinde ilk kez, bir yüzyıl içinde
bu kadar çok sayıda insan savaşlar nedeniyle
hayatını kaybetmiş oldu. Yine 20. yüzyılda,
her biri en az 6000 kişinin ölümüne neden
olan yaklaşık 165 savaş ve çatışma meydana
geldi.1
Son dönemde dünyanın hangi bölgelerinde
savaş ve iç karışıklık yaşandığına baktığımızda,
dünyanın bir yerde bitip diğer yerde başlayan
fitnelerden kurtulamadığını görmek mümkündür.
Bosna-Hersek, Kosova, Arnavutluk, İran,
Irak, Afganistan, Çeçenistan, Filistin,
İsrail, Kuzey Kore, Kamboçya, Etiyopya,
Somali, Yemen, Uganda, Cezayir, Ruanda,
Mozambik, Angola, Kongo, Liberya, Burundi,
Sudan, Lübnan, Arjantin, Kuzey İrlanda,
El Salvador, Nikaragua savaşların ve iç
çatışmaların yaşandığı ülkelerden sadece
bazılarıdır.
Dünya tarihi savaşlar ve çatışmalarla doludur,
ancak 20. yüzyılda ve 21. yüzyılın başlarında
meydana gelen savaşlar, terör eylemleri
ve katliamlar, tüm dünya tarihinde meydana
gelenlerden birçok özelliği ile ayrılmaktadır.
Daha önce de söz edildiği gibi, bu savaşlardaki
ölü sayısı, tüm savaşların toplamından çok
daha fazladır. Ayrıca, tarih boyunca savaşlar
hep bölgesel olarak kalmış, bir yerden diğerine
sıçrayarak tüm dünyaya yayılmamıştır. Ancak
20. yüzyıldan başlayarak bu çatışmalar tüm
dünyaya yayılmıştır. Geçtiğimiz yüzyılda
savaş veya çatışma görmemiş, terör olaylarını
yaşamamış tek bir ülke dahi yok gibidir.
20. yüzyıl savaşlarını diğerlerinden ayıran
bir başka özellik ise, kullanılan silahların
gücüdür. Tanklar, ağır toplar, bombardıman
uçakları, bu yüzyılda ortaya çıkmış ölüm
makinalarıdır. Öte yandan nükleer silahların
kullanılmasıyla çok daha dehşet verici katliamlar
yaşanmış, atom bombaları ile yok edilen
Hiroşima ve Nagazaki kentlerinde sadece
o savaşı gören nesiller değil, bir veya
birkaç nesil sonrası da büyük zararlar görmüştür.
|
(sağ
üst resim) Time, 03 Nisan 1995
Evrensel, 02 Ekim 2001, "Kirli
savaş yöntemleri"
Akit, 15 Ekim 2001, "Şarbon
yayılıyor"
|
|
Günümüzde biyolojik
savaş en büyük tehlikelerden biri olarak
görülmektedir. Nitekim, 11 Eylül terör saldırılarının
ardından ABD'de önemli adreslere mektuplarla
gönderilen şarbon bakterisi bunun bir örneğidir.
2001'in Ekimi'nde, ABD'de basın kuruluşları
ve politik örgütlere mektupla gönderilen
şarbon sporları, ikisi ölümle sonuçlanan
10 şarbon vakasına neden olmuştur.2
Sonuç olarak, hadiste sözü edilen ve dünyanın
birçok yerine yayılan fitnenin, 20. yüzyılda
başlayan ve 21. yüzyılda devam eden savaşlar,
çatışmalar, kargaşa ve terör olayları olması
ihtimali çok yüksektir. Tüm bunlar Mehdi
ve Hz. İsa ile birlikte kurulacak olan Altınçağ
döneminin yaklaştığının ve ahir zamanın
yaşanmakta olduğunun alametleri olabilir.
|
Atom
bombaları ile yok edilen Hiroşima
ve Nagazaki kentlerinde sadece
savaşı gören nesiller değil,
birkaç nesil sonrası da büyük
zararlar görmüştür.
Zaman, 10 Ekim 2001, "ABD'de
biyolojik silah kabusu"
Milliyet, 19 Eylül 2001, "Yoksulların
atom bombası" |
|
--------------------------------------------------------------------------------------
1.
http://users.erols.com/mwhite28/war-1900.htm
2. Bilim ve Teknik Dergisi, Aralık
2001, s.34
|